Knauf / Knauf Bülten
Röportajlar
M. Haldun Yılmaz'la Cephe Çözümleri Üzerine

M. Haldun Yılmaz'la Cephe Çözümleri Üzerine

1-) Kısaca size tanıyabilir miyiz?

Merhaba, ilginize teşekkür ederiz, öncelikle kendi şahsımı değil, FMT mühendislik, cephe danışmanlık firması olarak kurumsal pozisyonumuzu izah etmek isterim. Sektörün duayenlerinden, yarım asırı geçen tecrübesi ile İnşaat Yüksek Mühendisi Sn. Sezai Sami Yılmaz önderliğinde kurulan FMT, konusunda uzman her biri Cephe Prensipleri, Cephe Mühendisliği, Yapı Fiziği ve Tasarım konusunda tecrübeli mimar ve mühendislerden oluşan kurumsal bir organizasyondur. Akademik işbirliği, sürekli eğitimler, üniversiteler ile birlikte yapılan çalışmalar, güçlü ekipman ve bilgisayar yazılımı yatırımı ile gerçek anlamda sektöre katabileceklerini her geçen gün fazlalaştırmaya çalışan bir vizyon peşinde, yenilikçi ve yaratıcı bir kurumdur. Şahsımın da 30 yılı aşan sektör tecrübesi ve ekiplerimizin uluslararası sürekli yenilenen eğitimlerini sadece Mimar ve işveren tarafına verdiğimiz hizmetler ile değerlendirmekteyiz. CWCT üyesi olmanın yanı sıra Birleşik Krallık ve Singapur merkezli partnerlerimiz ile, Türkiye kökenli ilk uluslararası Cephe Danışmanlık firmasıyız.

2-) Cephe detaylarını çözümlerken hangi kriterlere önem veriyorsunuz?

Aslında kısaltılmış hali “Cephe” “Facade” kelimesi yerine İngilizce’de kullanılan “Building Envelope” karşılığı “Yapı Kabuğu” diye tabir etmeyi tercih ediyoruz. Öncelikle bir yapının kabuğundan neler beklenir tümü ile bunu ortaya koymak ve beklentilerden hiçbirini ihmal etmeden çözümleri tasarlamak gerekir. Burada en çok öne çıkan konu Mimari Tasarım ve Estetik olarak gözükmektedir, çünkü dikkatinizi çekeceği gibi artık yapıların cepheleri eskisine oranla çok daha karmaşık, iddialı ve dikkat çekici olarak tasarlanmaktadır. Bizim fonksiyonumuz, bunları, standartlara, yapı fiziği kurallarına, enerji tasarrufu ve çevreci değerlere, güvenlik ve can emniyeti esaslarına, performans beklentilerine ve doğal olarak yapılabilirlik seviyesindeki maliyet gerçeklerine uygun olarak tasarlamak ve mimarlara estetik, işverene bütçe anlamında destek olmaktır.
Aslında burada belirttiklerim zaten yapılması gereken asgari işlemlerdir ancak bunları çalıştığımız her ülkeye göre ele almak, piyasa ve malzeme bilgisine yeterince haiz olmak ve bir araya gelmesi gereken onlarca çok faktörü ihmal etmeden toplu olarak değerlendirmek için ciddi bir eğitim, altyapı ve koordineli çalışma gerektirir. Nihai kriter şudur; doğru sonucu elde etmek.

3-) Cephe çözümleri hakkında Türkiye ve sektöre dair düşünceleriniz nelerdir?

50 yılı aşan bir süredir hizmet veren bir grup ve Türkiye’de ilk pencere sistemi tasarımı dahil saymakla bitmeyecek birçok ilke imza atan bir ekip olarak, bu süreçte ülkemizin ve sektörün gelişmesine bizzat şahit olduk. Ancak diğer her konuda olduğu gibi, teknoloji ve malzemelerdeki gelişmeyi bireylerin ve firmaların bilgi birikimi, deneyim ve eğitimleri maalesef yeterince takip edilememektedir. Aslında dünyamızın doğasına çok da aykırı olmayan bir durumdur bu. Ticari kuruluşlar bir yandan hizmetlerini vermeye gayret ederken öte yandan birer akademik kuruluş gibi davranamazlar. Çok sayıdaki bilgi, güncel hayatın akışına yetişemez. Bu sebeple, FMT olarak Cephe – Yapı Kabuğu sektörünün temel esaslarını ve ihtiyacı olan “doğru bilgi” kaynağını oluşturmak amacıyla, uluslararası alanda elde edilen bilgileri ülkemize aktarabilme gayretindeyiz. Ama web sitemizden, katıldığımız seminer ve panellerden, üniversiteler ile işbirliği yoluyla verdiğimiz eğitimlerden de görüleceği gibi, bizler sadece ticari bir kurum olarak davranmayıp, birikimimizi ülkemize aktarmak için yoğun bir çaba içerisinde olan yarı akademik bir organizasyonuz.

4-) Dünyada cephe çözümleri ve tasarımlarına dair gelişmeler hangi yönde ivme kazanmaktadır?

Dünyadaki gelişmelerden bahsederken, tasarımların ne kadar dikkat çekici, yaratıcı, büyük, yüksek, karmaşık formlara sahip olduğundan bahsetmeyeceğim, bu dünyanın ve insanoğlunun doğal ilerlemesi. Yurtdışındaki çalışmalarımızdan, Avrupa ve Amerika’da katıldığımız organizasyonlardan, üyesi olduğumuz CWCT gibi kurumlarda senede en az iki defa katıldığımız eğitim, seminer ve workshoplardan öne çıkan konuları vurgulamak isterim.
Güvenlik ve İnsan Emniyeti ile Enerji tasarrufu, kaynak kullanımı ve çevrecilik, en çok öne çıkan iki konudur. İnsan emniyeti hususunda yangın, deprem gibi afetler ile, kullanım risklerini ön plana koyan ve bu konuda çok ciddi çalışmaları ilk sıraya alan uluslararası akademik organizasyonlar dikkat çekmektedir. FMT olarak bununla ilgili yazı, yayın ve seminer bildirilerimiz bulunmaktadır.
Diğer önemli konu, çok bildiğimiz bir şey, Dünyanın kaynakları maalesef hızla tüketilmekte ve gelecek nesillere bırakabilecek çok az kaynak kalmaktadır. Bu sebeple yenilenebilir enerji kullanımı ve enerji tasarrufu, üzerinde en çok durulan konulardandır. Ülkemizde nadir rastlanan ileri seviye çalışmalar bazı diğer ülkelerde çok ciddiyetle ele alınmaktadır.
5-) Cephe çözümleri ve tasarımı için sektörde olması gereken standartlar sizce nelerdir?

Aslında standartlardan bahsederken yazılı düzenleyici standartları kastediyorsak, ülkemiz dahil olmak üzere birçok ülkede gayet yeterli standartlar mevcuttur.  TS, EN, EOTA, CWCT TN, SNIP gibi standart organizasyonları sürekli olarak kıymetli çalışmalar ile her geçen gün bunların üzerine bir şey katmaktadır. Ülkemizde de bildiğiniz gibi Avrupa standartları geçerlidir. Ancak bunların uygulanması konusunda biraz zayıf kalmaktayız. Daha önce bahsettiğim gibi, bilgideki ilerlemeyi insan ve şirketlerin yakalaması oldukça güç olmaya başladı.
Bu sebeple, bu standartlardan önce firmalar ve kişiler olarak öncelikle insani standartları yakalamamız lazım. Hangi sektörde veya meşgalede olursak olalım konuyla ilgili doğru  bilgileri, akademik gelişmeleri, teknik altyapıyı takip etmeli bildiğimizin ötesinde gibi davranmamalı, açıkları kapatmalı, dürüst ve çalışkan olmalıyız.

6-) Cephe çözümlerinde Knauf ürün ve sistemlerini tercih etmenizin sebepleri nelerdir?

Knauf olarak birçok ürün ve sistem mevcut, haliyle bizleri ilgilendiren ürünler, mineral yün yalıtım tabakaları, çimento esaslı hazır sıva ve en önemlisi Aquapanel®dış cephe kaplama plakalarıdır. Almanya’da üretim ve araştırma hazırlıklarını da gözlemlemiş olduğumuz Aquapanel®, suya karşı dayanıklılığı, kolay işlenebilirliği ve uzun ömürlü olması sayesinde mimarlarımızın tasarımlarında talep ettiği görsel etkileri ve bizlerin teknik çözümlerini en iyi karşılayan ürünlerdendir. FMT gibi tasarımlarında yapı fiziği esaslarını asla ihmal etmek istemeyen ve teknik olarak en doğru uygulama çözümlerini öngören bir firma olarak, Knauf tarafından sağlanan teknik bilgi ve desteğin kıymetini her zaman takdir etmekteyiz. 
Okan Toker ile Yangın Yalıtımı Üzerine

Okan Toker ile Yangın Yalıtımı Üzerine

1-) Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
 
1989’da ODTÜ Makina Mühendisliği Bölümünden mezun oldum. 1990 yılında EMO Ltd. Şti’nde otomasyon ve yangından korunma konularında çalışmaya başladım. 1993 yılında ODTÜ Makina Mühendisliği, bölümünde yapay zeka ve uzman sistemler üzerine yaptığım yüksek lisans çalışmamı tamamladım. 1996 yılından itibaren güvenlik sistemlerini de içine alan otomasyon, yangın ve güvenlik konularında  çalışmalarımı aynı şirkette sürdürmeye devam ederken 2002 yılında aynı konularda bağımsız proje ve danışmanlık çalışmaları yürütmek üzere ALARA Proje Mühendislik Prodüksiyon İnşaat Taahhüt Tic. ve San. Ltd. Şti’ni kurdum.  2004 yılı sonunda, 14 yıl süresince çeşitli kademelerde hizmet verdiğim EMO Mühendislik Ltd. Şti’ nden Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktayken ALARA Proje’de çalışmalarıma devam etmek üzere ayrıldım. 2002 yılından günümüze Alara Proje’de aynı konularda ülkemiz ve 35 ayrı ülkede, bağımsız proje ve danışmanlık hizmetleri vermekteyiz. TMMOB Yangın Uzmanı, NFPA Sertifikalı Yangından Korunma Uzmanı, SFPE Profesyonel Üyesi ve ATEX CompEx Supporter Sertifikalı Patlamaya Karşı Korunma Uzmanı olarak çalışmalarımı sürdürmekteyim. TÜYAK Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulunda çeşitli dönemlerde görev almış bulunmaktayım. 
 
2-) Yangından korunma hakkında Türkiye ve sektöre dair düşünceleriniz nelerdir?
 
29 yıllık mühendislik hayatım boyunca itfaiyecilik hariç, yangından korunma ile ilgili hemen her konuda çalışma fırsatı buldum. 90’lı yıllar, ülkede yangından korunma konusunun fazla bilinmediği, bilinçlendirme ve öneminin vurgulanması konusunda özel çaba sarfettiğimiz gelişim yıllarıydı. Bireysel ve kurumsal çabalarla bilgi edinme ve eğitim süreçlerimizi de geçirdiğimiz bu yıllarda bilgi kaynakları, yurt dışı üretici firma eğitimleri, fuarlar ve sempozyumlardı. En önemli bilgi kaynağı aslında standartlardı ve eğilim ağırlıklı olarak NFPA tabanlıydı. Çalışma fırsatı bulduğumuz bir çok yabancı ülkede NFPA, BS, VdS, SNiP gibi standartları öğrenme ve kullanma fırsatımız da oldu. O yıllarda sektörü bilinçlendirme çabalarımız dahilinde TÜYAK Sempozyumları düzenlemeye başlamıştık; bilginin paylaşılması ile sektöre katkı olumluydu fakat genel problem, kendi standartlarımızın eksikliği ve yetersizliğiydi. 2002 yılında yayımlanan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik ile bu eksiklik bir ölçüde giderildi. Yangından korunmanın öneminin vurgulandığı, gerekliliklerin belirlendiği, zorunlulukların belirtildiği, yaptırımları da vurgulayan yönetmeliğimiz, en önemli kaynaklarımızdan biri oldu. NFPA etkisinde başlayan, gelişim ve revizyon sürecinde EN uyarlamalarıyla değişim gösteren yönetmeliğimiz 2000’li yıllarda özellikle 2010 sonrasında ülkede birçok projede etkin bir yol gösterici oldu. Sınırlı bir yapıya sahip, eksiklikleri olduğu bilinen ve revize edilmesi beklenen maddelerinin çeşitli ortamlarda aynı görüşle belirtildiği bu kaynak umarım tüm sektör üyelerinin katkılarıyla yakın gelecekte çok daha verimli kullanacağımız bir kaynak olacak.
 
Eğitim, standartlar ve yönetmeliğe bu yoğunlukta yer vermemin sebebi, ülkemizde sadece algılama ve söndürme sistemleri ile portatif söndürücüler olarak bilinmekte olan yangından korunma konusuna tüme yönelik bir çerçevede bakmamız gerekliliğini vurgulamak isteğimdir. Tüm projelerde mimari, yapısal, elektrik, mekanik vb. birçok konunun bir bütün olarak en başta ele alınması, kabul edilmiş standartlara göre sertifikalı uzmanlar tarafından tasarım yapılması, kabul gören sertifikalara uygun sistem ve malzeme kullanımı ile yine kabul gören uzmanlık sertifikasına sahip imalat ve montaj ekipleri tarafından kurulması ile gerekli minimum kalite ve güvenliğin sağlanması ana hedefimiz olmalıdır. Sektör ve Türkiye’yi bu açıdan irdelediğimde her geçen gün önemli adımlar atılmakta olmasına rağmen, halen gelişim sürecinde olduğumuzu düşünmekteyim. Bu gelişim konusu, kısa sürede maksimum verimliliğe ulaşabileceğimiz bir konu olarak düşünülmemelidir. Örnek olarak ABD, 1800’lerin sonlarında ilk standartlarını yayımlamış, 120 yıllık bir süreçte bu gelişimi yaşamış ve halen yaşamaktadır. 2002 yönetmeliğinden günümüze 16 yıllık kendi sürecimizde önemli adımlar atmakta olduğumuzu görüyorum; yeter ki liyakat ön planda tutularak belirlenmiş tüm disiplinler, projenin başından itibaren yukarıda belirttiğim minimum kalite ve güvenliğin sağlanması için gerekli olan görevleri hakkını vererek üstlensin ve uygulasın.  
 
3-) Dünyada yangından korunmaya dair gelişmeler hangi yönde ivme kazanmaktadır? Türkiye bu gelişmeleri nasıl takip etmektedir? 
 
Mimari, yapısal, elektrik ve mekanik yangından korunma ile ilgili her konuda ciddi gelişmeler yaşanmakta. Kendi proje ve danışmanlık disiplini bakış açımla konuya yaklaştığımda birçok projede 3 boyutlu modelleme ve simulasyon ile çok daha etkin çözümler ürettiğimizi söyleyebilirim. Mimari çözümlerde tahliye simulasyonlarını 3 boyutlu CFD duman kontrol simulasyonu ile entegre ederek performans tabanlı yaklaşımlar sergileyebiliyoruz. Algılama ve söndürme sistemlerinde teknolojinin geldiği bu noktada her geçen gün yeni bir algılama yöntemi ve buna paralel cihaz, sistem, yeni bir söndürme veya yangın oluşumunu engelleme yöntemi, sistemi ve cihazı markette ve standartlarda yerini alıyor. Bu gelişim konusunda ülkemizi proje, yapısal malzeme, algılama ve söndürme konusunda dünyadaki gelişimlerden ayrı tutmamayı seçiyorum; dünyadaki teknolojik gelişim, ülkemizde de uzmanları tarafından yakın takip ediliyor ve her yeni sistem güncel projelerde yerini alabiliyor. Ülkemizde proje ve tasarım konusunda bilgi ve kabiliyetleri yüksek birçok meslektaşım olduğunu ve dünyadaki gelişmeleri takipte gereken çabayı harcadığımızı düşünüyorum fakat AR-GE konusunda aynı düşünceyi paylaşmam doğru olmaz. Üniversitelerde bu konuya daha fazla yer verilmeli ve daha fazla çalışma yapılmalı. Üretim konusunda da AR-GE konusunda öncü olmadığımızı fakat yakın takip için çaba harcadığımızı düşünüyorum. Özet olarak dünyadaki teknolojik gelişmeleri yakın takipteyiz ve kısa süre geçmeden kullanıyoruz fakat bu gelişmelerin öncüsü değiliz.
 
4-)Yangından korunmanın faydaları nelerdir,  pasif yangın önlemleri ile yangından korunmak mümkün müdür?
 
İlk akla gelen can güvenliği tabi ki. Sonrasında mal güvenliği, işin sürekliliğinin korunması vb. çokça fayda sıralanabilir. Pasif yangın önlemleri ile yangından korunmak mümkündür ve yangından korunmanın önemli bir parçasıdır. Tek başına kullanacağınız uygun yapısal malzemelerle yangının çıkma olasılığını minimuma indirebilir, çıkması durumunda uygun kompartıman yapısı ile yayılımını önleyebilir, kısıtlayabilir ve etkisini minimuma indirebilirsiniz. Özellikle yangın yayılımını önleme konusunda en önemli unsurlardan biridir. Eksikliğinin mekanik sistemlerle (su perdesi vb.) kapatılması gibi yöntemler olmakla birlikte aynı yeri tutmadığı bilinmektedir.
 
5-) Hangi binalarda yangından korunma önlemlerine daha çok ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorsunuz? Gelecekte bu konuda ne tür değişiklikler olabilir? 
 
Cevabım ne yazık ki her türlü binada ihtiyaç vardır şeklinde. Kendime göre bir önem sıralaması yapmam gerekirse hastanelerle başlamayı seçmek doğru olur düşüncesindeyim. Sonra yüksek binalar, metrolar, tüneller, endüstriyel kimya tesisleri, oteller, AVM’ ler vb. Yangınla mücadelede can güvenliği açısından mücadele ve tasarım zorluklarını düşündüğümde yukarıdaki sıralama mantıklı geliyor ama aslında can güvenliğini sağlamamız gereken her binada önlem almak gereklidir.
 
6-) Binalarda pasif yangın önlemleri konusunda Knauf ürün ve sistemlerini tercih etmenizin sebepleri nelerdir? 
 
Ülkemizde 2. sorunun yanıtında bahsettiğim kabul gören sertifikalara uygun sistem ve malzeme kullanımı ile gerekli minimum kalite ve güvenliğin sağlanması konusuna önem veriyorum. İçinde bulunduğum tüm projelerde kabul gören sertifikalı ürün kullanımı ön şartımız. KNAUF, ülkemizdeki diğer değerli benzer üreticilerimizle birlikte bu konuya önem veren, sertifikalı sistem detayları olan, bu sayede kalitesine güvenerek önerdiğimiz markalar arasında. Bu konudaki teknik bilgi paylaşımı ve AR-GE çalışmalarına verdiği önem de bizim önemli kriterlerimiz arasında. Yerli malı kullanımına olanak sağlaması da önem verdiğimiz konuların başındadır.
Murat Akkiprik ile Isı Yalıtımı Üzerine

Murat Akkiprik ile Isı Yalıtımı Üzerine

1-) Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
1987 senesin de Çukurova Üniversitesi’ nden inşaat mühendisi olarak mezun oldum. Üniversitede okurken bir yandan da sektördeki önemli bir inşaat şirketinde çalışmaya başladım. Bu sürede şantiyede değişik birimlerde çalışmamın tecrübe kazanmama büyük katkısı oldu.
Daha sonra bir süre kadar Amerika’da kaldım. Akabinde sırası ile Irak, Libya ve Rusya olmak üzere yurt dışı kariyerim başladı. Rusya’da bir süre sonra kendi şirketimi kurdum ve proje bazında inşaat malzemeleri satışı ile ilgilendim. Aynı zamanda Rusya’da bir süre yapı kimyasalları konusunda üretim yapan bir şirketin genel müdürlüğünü de yaptım. Bu sırada Almanya, Finlandiya, Türkiye ve Rusya’da yapı kimyasalları konusunda üretim yapan birçok fabrikayı ziyaret ettim; AR-GE departmanları ile görüşme şansım oldu. Birçok seminer ve uygulama eğitimlerine katıldım.
2015 yılından beri İstanbul Yeni Havalimanı Şantiyesinde İGA bünyesinde Kalite Güvence ve Kalite Kontrol Müdür Yardımcısı olarak çalışmaktayım.

2-) Sizce günlük hayatta ısı yalıtımının gerekliliği nelerdir?
Isı yalıtımı günlük hayatımızın birçok noktasında yer alan bir kavram. En basit örneği her sabah kıyafetlerimizi hava durumuna göre seçeriz; bunun sebebi vücut ısımızı hava şartlarına göre dengelemektir. Yani ısı yalıtımı sadece binalara mantolama yapmak değildir.

3-) Isı yalıtımı hakkında Türkiye ve sektöre dair düşünceleriniz nelerdir?
Pek olumlu değil. Türkiye’de ısı yalıtımının gündeme gelmesi 1980’li yıllarda yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanılan tünel kalıp sebebi ile oldu. Tünel kalıp sistemleri sayesinde çok hızlı, sağlam (çünkü kolon yerinde perde olduğu için ) binalar yapmaya başladık. Mesela o dönem çalıştığım şantiyede 40 daireli, 2 bodrum katlı bir apartmanı tüm ince işleri dahil 6 ayda bitirebiliyorduk. Ancak; hesaplanmayan, unutulan çok önemli bir konu vardı, o da difüzyon. Difüzyon sebebi ile binaların dış duvarlarında yoğunlaşma ve buna bağlı olarak cephelerde, iç mekanlarda bozulmalar oluşmaya başladı. İç mekanlardaki küf ve mantar oluşumundan dolayı romatizmal hastalıklar, üst solunum yolu enfeksiyonları vb. gibi sağlık sorunları arttı. Yoğunlaşmayı önlemek için yapılan çalışmalarla ısı yalıtımı bulundu. Ne yazık ki ısı yalıtım sistemlerinin, ısı yalıtımı için oluşturulduğunu çok geç fark ettik. Bu sistemi eski dış cephesi çatlak, değerini yitirmiş binalarımızı, mantolama sayesinde makyajlarını düzelterek değerlerini arttırabileceğimizi keşfettik ve bu amaç ile kullandık.
Ve hala ısı yalıtımını talep edenlerin, uygulayıcıların ve üreticilerin ısı yalıtım sisteminin gerçek amacını anladığı konusunda şüphelerim var.
Ülkemiz bu konuda bence yolun çok başında. Bu sektör hızla büyüyecek.

4-) Dünyada ısı yalıtımına dair gelişmeler hangi yönde ivme kazanmaktadır?
II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da doğal kaynakların daha bilinçli kullanımı ve tasarrufun önemi daha iyi anlaşıldı. Artan nüfus, gelişen teknoloji, zenginlik ile konfor anlayışındaki hızlı artış; doğal kaynakların azalması ve bunun çevreye olan kötü etkilerinin artması anlamına geliyordu. Nüfus artışı ile birlikte taleplerin de artması insanları farklı yöntem arayışlarına yönlendirdi. Bu arayışlardan biri de daha az enerji ile daha iyi ısınma elde etmekti. Bu amaçla bulunduğumuz bölgelerdeki iklim ve kaynak durumunu değerlendirmek önem kazandı ve bu durum inşaat teknolojisine yön verdi. Mesela soğuk ülkelerde örnek verecek olursak İngiltere, Almanya, Rusya gibi ülkelerde geleneksel olarak en çok kullanılan yapı malzemesi ‘’tuğla’’. İlk başta pres tuğla ile yapının büyüklüğüne ve yüksekliğine bağlı olarak kalınlığı ortalama 1 mt olan duvarlar yapılıyordu; Ruslar Pec dedikleri büyük çini sobalarının duman bacalarını bu kalın dış duvarların içinde geçirerek, hem iç mekanların daha sıcak olmasını sağladılar hem de dış taraftaki karlanma, buzlanmanın etkilerinden duvarları daha iyi korumuş oldular.
Hava çok iyi bir yalıtım malzemesidir. Devam eden araştırmalarda havanın yalıtım özelliği kullanılmaya başlandı. Boşluklu tuğla bloklar, perlitli, ponzalı ya da patlamış kil ile yapılmış bloklar sektörde yerini aldı. Yine boşluklu yapıya sahip gazbeton icat edildi, bu sayede ısı, ses yalıtımında, yangın yalıtımında daha iyi değerlere ulaşıldı, binanın statik yükü azaldı; bu da maliyetleri olumlu yönde etkiledi. Ama ihtiyaçlar daha da artınca ortaya ‘’etichs’’ mantolama çıktı. Bu yöntem ile ilk yapılan mantolamalar kalın ve sıvalı iken bugün ince sıvalı sistemlere dönüştü. Sistemin bu yönde gelişmesi insanların günlük yaşamına da yansıdı. Örneğin eskiden çok daha kalın kıyafetler tercih ederken günümüz teknolojileri sayesinde daha ince kıyafetlerle kendimizi koruyabiliyoruz. O kadar kalın kıyafetlere ihtiyaç duymuyoruz. Bu bağlamda yalıtım sistemleri ve malzemeleri de aslında binaların kıyafetleri gibidir. Bina içi ısı dengesini sağlarlar.
Günümüzde de yalıtım sistemleri, artan ihtiyaçlara ve mimari isteklere bağlı olarak gelişmeye devam edecektir.

5-) Isı yalıtımın sizce faydaları nelerdir, ısı yalıtımı ile tasarruf etmek mümkün müdür?
Daha öncede bahsettiğim gibi, ısı yalıtımın enerji tasarrufunun yanı sıra sağlığımızla da ilgili çok faydası var.
 Beton hızla artarak doğal malzemelerin yerini alıyor. Bu sayede belki daha büyük, daha gösterişli binalar yapabiliyoruz, peki ya bu durumun sağlığımıza olan olumsuz etkileri için neler yapıyoruz? Bu noktada ısı yalıtımı, bunu dengeleyen en önemli konulardan biri.
Günümüzde bina işlerindeki iklimlendirme imkanları da çok gelişti. Yaşam alanlarımızda ısı farkı istemediğimiz için, iklimlendirme yöntemleri ile kış ve yaz aylarında ortalama 22 – 23 ° C bir ortam oluşturuyoruz. Ancak bu sıcaklık aralığını, ısı yalıtımı sayesinde ısı kaçakları azaltılmış bir bina ile kışın daha az bir enerji ile ısıtarak, yazında daha az bir enerji ile soğutarak elde edebiliriz. Böylece fosil yakıt kullanımını azaltarak hem sağlımıza ve çevreye olumlu katkı sağlayıp hem de ekonomik açıdan büyük oranda tasarruf elde edebiliriz.

6-) Hangi yapılarda ısı yalıtımına daha çok ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorsunuz? Gelecekte değişen bir durum olacak mı?
Bu soruya çok kısa bir cevabım olurdu ‘’ısı yalıtımı gerekmeyen bir bina bana göre yoktur.‘’

7-) Isı yalıtımı için sektörde olması gereken standartlar sizce nelerdir?
Isı yalıtımı ile ilgili araştırmalar devam ettiği sürece mevcut standartlar bir basamak geride kalmaya devam edecektir. Ama bence bundan daha büyük bir sorun, özellikle ülkemizde projelendirme kuruluşları ile uygulamacılardır. Daha önce ısı yalıtımının ülkemizdeki tarihçesinde de bahsettiğim gibi hala önemi tam olarak anlaşılmış değil. Isı yalıtımı herkesin bildiği ama uygularken bilmediği ortaya çıkan bir konudur. Üniversitelerimizin ve üreticilerimizin ciddi olarak bu konuyla ilgilenmeleri gerekiyor. Daha sık eğitimler, seminerler düzenlenmeli ve bu konuda herkesi bilinçlendirecek kitaplar yayımlanmalıdır. Detaylı yapım metotları oluşturulmalıdır. Bunun bir sistem olduğu ve her birleşeninin iyi bir sonuç alınmasında önem arz ettiği anlatılmalıdır.

8-) Isı yalıtımında Knauf ürün ve sistemlerini tercih etmenizin sebepleri nelerdir?
Ülkemizde en büyük sıkıntı ısı yalıtımı konusunda üretim yapan şirketlerin bile bu konuyu anlamamış olmalarıdır. Dolayısı ile çalışanları da bu konuda bilgi sahibi olmadıkları için olaya sadece maliyet olarak bakılıyor. Sektörde birçok firmanın uygulayıcıyı doğru yönlendirebilecek teknik uzmanları yeterli değil ve uygulama aşamaları basite indirgeniyor. Bu noktada çalışanların ya diğer birleşenlerden haberleri yok ya da maliyet artışına bağlı olarak tercih edilmeme kaygısı ile bu birleşenler gündeme getirilmiyor.
Biz bunu Knauf firmasında yaşamadık çok güçlü, ne önerdiğini bilen bir teknik kadronuz var. Sahada eğitim verebilecek teknik alt yapınız mevcut. Isı yalıtımı bir sistem ve siz bunu kullanıcıya sunabiliyorsunuz. Aynı zamanda internet sayfanızda da zengin bir kütüphaneye sahipsiniz. Bu konuda sektör adına firmanıza teşekkürü bir borç bilirim.
 
Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Hasan Özbay

Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Hasan Özbay

TH İdil Mimarlık'tan değerli mimar Hasan Özbay ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bu keyifli sohbet için tıklayınız.
Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Erdal Özdemir

Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Erdal Özdemir

Değerli Dış Cephe Danışmanı Erdal Özdemir ile gerçekleştirdiğimiz keyifli röportaj Knauf Social TV’de. Bu keyifli sohbet için tıklayınız.
Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Murat Yılmaz

Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Murat Yılmaz

Dome Mimarlık’tan değerli Mimar Murat Yılmaz ile gerçekleştirdiğimiz keyifli röportaj Knauf Social TV’de. Bu keyifli sohbet için tıklayınız.
15. yaşında AQUAPANEL®‘in Türkiye’de İlk Uygulandığı Projeyi Konuştuk

15. yaşında AQUAPANEL®‘in Türkiye’de İlk Uygulandığı Projeyi Konuştuk

AQUAPANEL® Türkiye’deki 15. yaşında suya, yangına ve hava koşullarına dayanım sağlayarak kalitesini ortaya koyuyor. 15 yıldır Türkiye’de yapılarda fark yaratan AQUAPANEL® ’in uygulandığı ilk projede yer alan Proje Atölyesi Yönetim Kurulu Üyeleri değerli Mimar Ali Çömezoğlu ve değerli Mimar Hüseyin Madenoğlu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu keyifli sohbetin tamamı için tıklayınız. 
Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Vefa Yamakoğlu

Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Vefa Yamakoğlu

Özak GYO Proje Müdürü Vefa Yamakoğlu ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbet Knauf Social TV’de. Bu keyifli sohbetin tamamı için tıklayınız.
Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Gökhan Aksoy

Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Gökhan Aksoy

“Masa Başında” röportaj dizisi kapsamında değerli Mimar Gökhan Aksoy ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbet Knauf Social TV’de! Bu keyifli sohbetin tamamı için tıklayınız.
Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Cem Yomralıoğlu

Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Cem Yomralıoğlu

“Masa Başında” röportaj dizisi kapsamında Ofton İnşaat'ın Projeler Koordinatörü değerli Cem Yomralıoğlu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu keyifli sohbetin tamamı için tıklayınız.
Hilmi Güner Mimarlık’tan Mimar Deren Tuna İle Keyifli Bir Sohbet

Hilmi Güner Mimarlık’tan Mimar Deren Tuna İle Keyifli Bir Sohbet

Ankara Ahiboz Fabrikamızda gerçekleştirilen Passion For Architecture etkinliğinde Hilmi Güner Mimarlık’tan değerli mimar Deren Tuna, Knauf Social TV’nin sorularını yanıtladı. Deren Tuna, Knauf’un kendisi için ne ifade ettiğini ve Knauf’un mimariye olan tutkusunu anlatan Passion For Architecture’ı Social TV’ye anlattı.

Bu keyifli sohbetin tamamı için tıklayınız
.
Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Nevin Güney Tok

Masa Başında Röportaj Serisinin Yeni Konuğu: Nevin Güney Tok


Karakalem Cephe Tasarım’dan Nevin Güney Tok ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbeti Knauf Social TV’de izlemek için tıklayınız.

Masa Başında Röportaj Serisinin İkinci Konuğu: Ümit Yetgin Aykaç

Masa Başında Röportaj Serisinin İkinci Konuğu: Ümit Yetgin Aykaç

Knauf'un 'Masa Başında' röportaj dizisi kapsamında Mimar Ümit Yetgin Aykaç ile gerçekleştirdiği keyifli sohbetin tamamı için tıklayınız

Masa Başında Röportaj Serisinin İlk Konuğu: Kerem Yazgan

Masa Başında Röportaj Serisinin İlk Konuğu: Kerem Yazgan

Knauf’un ‘Masa Başında’ röportaj dizisi kapsamında Mimar Kerem Yazgan ile gerçekleştirdiği keyifli sohbet Knauf Social TV’de!

Röportajın tamamını izlemek için
tıklayınız.
İtez Mimarlık’tan Neşe İtez ile keyifli bir sohbet

İtez Mimarlık’tan Neşe İtez ile keyifli bir sohbet

Ankara Fabrikamızda gerçekleştirilen Passion For Architecture etkinliğinde değerli katılımcılarımızdan mimar Neşe İtez, Knauf Social TV’nin sorularını yanıtladı.

Röportajın tamamını izlemek için
tıklayınız.
Bizden Haberler

Etkinlikler

Ürün ve Sistemler

Referans ve Çözümler

Sosyal Sorumluluk